BETÜL ÇOTUKSÖKEN’İN IŞIĞINDA ÇOCUKLAR İÇİN FELSEFE

Günümüz felsefe ve eğitim dünyasında alt disiplinlerden biri olarak çocukların sorgulayıcı bakış açısı ile eğitimi giderek önem kazanan bir yaklaşımdır.

Günümüz felsefe ve eğitim dünyasında alt disiplinlerden biri olarak çocukların sorgulayıcı
bakış açısı ile eğitimi giderek önem kazanan bir yaklaşımdır. Var olanların değişim değeri ile
ilişkilendirildiği, eğitimde özel sektörün ağırlığını hissettirdiği, bireyselliğin ön plana çıktığı
bir paradigmanın içinden bakarak çocuklar için felsefe eğitiminin olumlu ve potansiyel
sorunlu yönlerini Betül Çotuksöken’in yaklaşımlarından hareketle irdelemeyi düşündük.
İnsanın arada olmaklığına insan-dünya-bilgi ilişkisi/ilgisiyle vurgu yapan Çotuksöken’e göre
bunun en iyi anlatımını felsefi düşünmede buluruz. Düşünme eğitimi tartışmaları çerçevesinde
konuyu yasal durum/mevzuat, üniversite ve okulların yaklaşımı, medya ve kamuoyunun
duyarlılığı yönünden değerlendiren Çotuksöken için bu etkinliğin doğru adı “çocuklar için
felsefe”dir. 
Çocuklar ve eğitim gibi hassas konuların içeriğinin de son derece özenli değerlendirilmesi
gerektiği kanısındayız. Bu itibarla Çotuksöken’in de vurguladığı gibi;
1. Çocuklar için felsefe yaklaşımının kimler tarafından nasıl bir bilgi donanımıyla
verileceği
2. Kolaylaştırıcıların şimdiye değin hangi çalışmaları yaptıkları, neleri ortaya
koydukları
3. Konuyla ilgili gündemde olan sivil toplum kuruluşlarının rolü önemlidir. 
Türkiye Felsefe Kurumu 1974 yılında kuruluşunun ardından 1992 yılında “Çocuklar İçin
Felsefe Birimi”nin kurulması ile çalışmalarına öncelikli olarak yetiştirme yurtlarından
başlayıp diğer eğitim kurumlarını da içerecek şekilde genişletmiş, ulusal ve uluslararası
felsefe olimpiyatlarıyla zenginleştirmiştir. Çotuksöken’in TFK bünyesinde Çocuklar İçin
Felsefe dersinin ilköğretim okullarında müfredata konulması için sergilediği ulusal ve
uluslararası (UNESCO gibi kurumlar ile etkileşime geçerek) çabaları, konuyla ilgili STK ve
bireysel girişimler dikkate alındığında bugün meyvelerini vermektedir.

2006 yılında düzenlenen Eğitim Reformu Girişimi (ERG) kapsamında düzenlenen “Düşünme
Eğitimi Atölyesi”nde Çotuksöken’in Maltepe Üniversitesi Felsefe Bölümü bünyesindeki
katkıları önemlidir. Çocuklar İçin Felsefe derslerinin yapı ve işlev olarak hangi
 gereksinimleri karşıladığına, hangi amaçlara yönelik olduğuna, dersler arasındaki organik
bağa ve eşgüdüme dikkat çeken Çotuksöken yıllara dayanan birikimiyle bugünün çocuklar
için felsefe eğitici eğitmenlerine yol göstermekte, Çocuklar İçin Felsefe öğretmenlerinin
dersin nasıl işlenmesi gerektiğine dair özel bir eğitimden geçmesi, konunun önemine dair
yeterli bilgi ve donanımı olması gibi temel sorunların altını çizmektedir. Söz konusu eğitici
eğitimi süresinin I. Kuçuradi’ye göre en az dört yıl olabileceği belirtilmiştir. İki duayen
hocamızı uyarıları felsefe lisans eğitimi almadan kısa süreli kurslarla sertifika belgesi
verilerek çocuklara felsefe dersi vermeye yönlendirilen bireyler hakkındaki düşüncelerimizi
şekillendirici niteliktedir.
Çotuksöken hocamızın tecrübe ve önerilerinden hareketle yıllardır sergilemekte
olduğumuz Çocuklar İçin Yerel Kültür Elçileriyle Felsefe yaklaşımına dair önerilerimiz
aşağıda yer almaktadır:
1. Çocuklar İçin Felsefe yaklaşımı için eğitmen/kolaylaştırıcı adaylarının en az felsefe
lisans ve tercihen ek olarak eğitim fakültesi, sosyoloji, aile danışmanlığı eğitimi almış
olması,
2. Çocuklar İçin Felsefe yaklaşımında yerel kültür elçilerine (Nasrettin Hoca, Yunus
Emre, Hacivat- Karagöz, Mevlana, Pir Sultan Abdal, Tapduk Emre gibi) de yer
verilmesi ve ifadelerde yabancı dilin anadil ile karıştırılarak sunulmasının
engellenmesi (A. Adler’in çalışmalarında toplumsallık duyguları gelişmiş olmaktan
uzak olan çocuklarda aşağılık duygusu hissetme riskinden bahsedilmektedir. Sadece
Greko-Romen kültürün örnekleriyle felsefe eğitimi alan çocuklarda toplumsallaşmanın
yerel değerlere uygun olamayacağı ve bu nedenle bugün birçok entelektüelin içinde
olduğu yabancılaşma sorunu yaşayabilecekleri kabul edilmelidir.),
3. Çocukların öncelikle öğrenmeye engel olabilecek hastalıklar (kansızlık, demir ve/veya
iyot eksikliği, eser element eksikliği, ağır metal toksisitesi gibi) yönünden ilgili branş
hekimlerince değerlendirilmesi,
4. Felsefe dersi alan çocukların 4-6 yaştan itibaren 18 yaşına kadar derslere
devamlılığının sağlanması; aylık aile görüşmeleri; üç- altı ayda bir yapılacak kişilik,
zeka ve gelişim testleriyle konfirme edilebilecek izleklere ulaşılması (İlgili testlerin de
felsefece gözden geçirilerek geçerliliği kalmayan bölümlerin yenilenmesi. Örneğin
Çocuk Algı Testi’nde erkek imgesi elinde puro olan bir aslandır. 8 Denver II Gelişim
Tarama Testi’nde çocuk “bay bay” demezse testten “kaldı” olarak
değerlendirilebilmektedir. 9 ),
5. Üniversitelerin felsefe bölümlerinde Çocuklar İçin Felsefe yüksek lisans
programlarının açılıp diğer alanlarla işbirliği içinde, bilimsel yayınların ışığı altındaki
gelişmelerle sosyal faydanın maksimize edilmesi.
6. Felsefe eğitimi alan çocukların diğer yaklaşımlarla desteklenmesi:
a) Sosyolojik destek: Toplum gerçeklerini yok saymadan bireysel mükemmeliyetin
aynı ölçekte toplumsal karşılık bulamayabileceği vurgulanmadır. Aksi takdirde
çocukların sık sık dile getirdiği “İyi ama bu gösterdiğimiz özenin karşılığını
toplumda bulamıyoruz, enayi muamelesi görüyoruz” yakınmalarına doyurucu bir
yanıt vermekten uzak kalınacaktır.
b) Beslenme desteği: Okul başarısızlığının en önemli nedenlerinden birinin kahvaltı
etmeden okula gelme gibi önlenebilir sorunlardan kaynaklandığı bilinci ile
başlanarak “Dahi Çocuk Beslenmesi” gibi ileri düzey yaklaşımlara kadar ayrıntılı
bir beslenme desteği ve felsefesi içselleştirilmelidir. Kansızlık ve iyot eksikliğinin
önlenmesi, Omega 3 ve Omega 6 desteği, optimal düzeyde polifenol ve
antioksidan alımı gibi ayrıntılar ilgili diyetisyenlerce Çocuklar İçin Felsefe
yaklaşımının bir parçası olarak sunulmalıdır.
Yukarıdaki açıklamalardan hareketle ve Betül Çotuksöken’in ışığında Çocuklar İçin
Felsefe yaklaşımının doğru şekilde sunulması, bireysel ve toplumsal fayda açısından
uzun soluklu bir yatırım olmakla beraber gelecek için umutlarımızı arttırıcı
niteliktedir.